21 Temmuz 2009 Salı

iyi ve kötü günler ardı ardına sıralanıyor, uzun zamandır bu kadar içten bir kahkaha atmamıştım, aldığım büyük harflerle dolu "ONLARIN T.A.Q. BEN" diyen sevgili isimsizim..
daha önceki, yaşasın ve kahretsinleri de vardı..
bir duyguyu karşısındakine böyle coşkulu hissettirmesi ne kadar güzel ve onun yanındakiler ne kadar da şanslı bilmezler ki...
herkesle olan paylaşımım farklı ve bu farka bağlı olarak da bugün sessiz sedasız bir 3. blog aldım kendime, kimse bilmesin kimse okumasın tanıdığım dedikçe ben, bir bakıyorum başlamışım okutmaya..
ama bu sefer kendime sözüm sözdür!
geçen gün tanıştığım psikolog ve yazar bir şahış, ben öfkeden kudurmuş elimdeki sigarayı içmek değil sömürürken resmen, yanımda otutrmuş göz ucuyla beni kesiyordu, ben de ne kadar uğraşsam da gerginliğimi yansıtmış olmalıyım ki, bir anda hiç tanımadığım biriyle sohbetin içinde buldum kendimi.
ordan burdan ve şurdan bahsederken, nedense etrafıma hızla ve kalınca bir ağ ördüğümü farkettim, kendimdeki bu direniş benim bile canımı sıkmayı başardı.
suskunluktan sonra, baksam olmaz bakmasam olmaz bir durumun içindeyken ben, imdadıma 2 çok sevgili hatun kişi geldi ve beni bu durumdan kurtarmak isterken, durum çok daha vahimleşti..
böyle zamanlarda serin kanlı olmayı başaramam, çekip gitmek isterim ben, neden gemileri yakanlardanım bilmiyorum, sanırım kendi içimdeki öfkeyi bir tek ve en iyi ben bildiğimden oluyor tüm bunlar..
yeni bir hikayeye başlıyıp, çok büyük heyecanla, kimseden habersiz gizli gizli, köşe bucak saklanıp da veya yatağın içinde gecenin karanlığına alışmış gözlerle çarçabuk yazarken..
derken kalem kırılıyor sanki bir anda..
sayfalar yırtılıyor..
biliyorum ben bu yüzden asla yazamam..
çünkü hep kendi hayatımı yazmaya çalışıyorum..
o kadar çabuk değişiyor ki bakıyorum, bir noktadan sonra baş edemiyorum..
içim buruk..
kimseyle bir yola çıkabilecek cesareti bulamıyorum kendimde hep eksik hep yırtık..
kitaplardaki gibi bişiler mi bekliyorum hayatta, gerçekten vazgeçmek mi lazım o büyük tutukulardan.

bir ömrü adayabileceğim bir gülümseme arıyorum sadece,
bir varmışım bir yokmuşum masalında
bir var bir yok yol alıyorum..
kendi hikayemi değil, olmasını istediğim hikayeyi yazmaya cesaret edene kadar
bazı şeyler hep hayal olarak kalıcak
kalmaya mahkum..

2 yorum:

esat dedi ki...

hani böyle bu amında kodumun sıcak yaz gecelerinde kan ter içinde uyanıp.. buzdolabına giderek bi koca şişe buz gibi suyu kafana dikersinde gene uyku sersemi olduğun için yada çok susadığından mı bilmiyorum artık; dudaklarından yanağına.. ordanda boynuna doğru süzülür ya soğuk su damlacıkları... hah işte o su damlacıklarının aşşağı doğru süzülürken insanı gıdıklaması gibi bir his veriyo yazdıkların bana.. yada -hep söylüyorum ya- çişini yaparken tam sonlara doğru gelen bir titreme olur ya hani.. öyle bi his belkide..
ama naaparsın son damla hep dona düşüyo.. eee o kadar titrersen olacağı budur...

hayat ta öyle belkide biraz.. titretiyo önce insanı.. içini gıdıklıyo.. seviniyosun.. serinliyosun bi süre.. ama sonra dona kaçan damlalar sıkıyo insanın canını biraz..
benim böyle durumlar için kullandığım çok güzel bi deyim var..
KOY GÖTÜNE !..
ohh bak yazarken bile rahatlıyo insan.. şişeden su içerkenki damlalar kaçtıysa eğer memelerinden aşağı doğru.. koy götüne.. elinin kenarıyla Erol Taş gibi siliver gitsin ağzını..
yada donuna kçan damlaları o kadar da takma kafana.. başka donunmu yok sanki....
yoksa bile telaşlanma.. donsuz gezmekte güzel olur bazen ;)

Hayatın ne getireceği hiç belli olmuyo insana..
bazen biyerlere gitmek istiyosun..
iş için.. aşk için.. kaçmak için bişeylerden belkide sadece..
ama olmuyo sonra.. gidemiyosun...
sonra kendini avutuyosun o amına kodumun salak Polyannası gibi..
AVUTMA !!! siktiret.. koy götüne polyannanın da..
gidebildiğin kadar uzağa gitmeye çalışş.. tanışa bildiğin kadar yeni insanla tanışş.. eskileri de unut.. aramıyosun sormuyosun diye mızmızlanıp başının etini yerlerse koy onlarında götüne..
bol bol aşık ol.. sarhoş ol..
ama adam olmaya çalışma.. hiç gereği yok.. adam olan çok mu biliyo bu işleri sanki..
böyle saçma sapan bloglarda benim gibi sana öğüt veren salak saçma insanları da takma kafana..
ölme sakın.. hayat güzel ;)

(ha bu arada o adsız denen gerizekalınında T.A.Q. BEN !..)

blackinwhite dedi ki...

:) ortadan kaybolup da tam da zamanında gelen kurtarıcılara bayılıyorum! miskinleşmiş ve kendini yok etmeye hazır bu bloga tekrar can verdiğin için teşekkürler :)
hani davulun sesi uzaktan hoş gelir hikayesi var ya, senin ki de öyle, uzaktan uzağa küfürlerini duyar gibiyim.bayağa da hoş geliyor:)
hani çorlu da bir gün, bir cenaze günü, sabahın senin için kör saatinde arayıp seni "ben geldim" dediğimde, "walla mı lan" şeklinde, aslında bir erkeğin bir kadına böölle dememesi gerektiğini bildiğin halde ?!:) geliyorum geliyorum arıycam hemen diyip kapatışını hatırlıyorum.
"bal köpüğü gözler" derken, o ne demek ya bal köpüğü gözler ööle bişey mi var demiştim
"olur ya lan şööle lök diye balın üstüne düşer"
şeklindeki süper açıklamanı, gizli dosyalardan çıkarıp mütemadiyen izliyorum:)
hehhee, gülüyorum sonra herşeyi unutup, görgüsüzler gibi antenli telefonunu çıkarıp da "film izleyelim mi lan" dediğin gün yan masadaki kadının bizden tiksinir halini hatırlıyorum:) gülüyorum hep:)))
fazla bişi yazmıyım da senin kooca meme beni tek kurşunla bitirmesin:)
ayrıca kalçaları güzel olan hatuna da yol verdiğine sevindim, ondan bi cacık olmazdı.
daha yazmasına yazarım da kahvaltı etmeden olmuyo bu işler be güzelim, ben kaçtım hade bye:)