30 Ekim 2009 Cuma

lanet olsun!

okuduğum her habere yorum yapabilirim belki, ama yapmasam içim yanmaz
ama bu haber öyle böyle değildi..
bir baba kendi öz kızına 7 sene boyunca tecavüz ediyor, ve kendi kızından 1 erkek 1 de kız çocuk dünyaya geliyor, sonrasında erkek çocuk evlatlık veriliyor, kız çocuk ise kalıyor, beraber yaşıyorlar.
buraya kadar durum zaten iğrenç ama sonrası?
sonra dünyaya gelen bu kız çocuk annesini ablası olarak biliyor, dedesini (ama aslında babasını) da baba biliyor. baba kız çocuğunu nüfusuna geçiriyor.
kız çocuk büyürken, olayı örtpas etmek için, anne aynı köyden birisiyle evlendiriliyor, ve güya olay bu şekilde kapanıyo, temizleniyor.

kız çocuk hem dedesi ve hem babası olan ruh hastası tarafından bir süre sonra, lise çağına gelince aynı şekilde tacizlere maruz kalıyor.
annesinin kaderini yaşamaya başlıyor zavallım.
bu gencecik, suçsuz ve belkide doğuştan şanssız kız bu duruma dayanamayarak ilaç içip intihar ediyor..

ama şanslı ki ölümüyori, tabi buna şans demek doğru olursa..
okul yönetimi bu durumu araştırmaya alıyor ve sonunda kızın babası(dedesi) tarafından tacize uğradığı ortaya çıkıyor.
baba sorgulanıyor..

ve kendisini şu şekilde savunuyor
"ben 7 sene boyunca değil, 2 sene boyunca tecavüz ettim"
ne kadar da güzel bi savunma
nasıl iğrenç nasıl psikopat bi ruh hali..
neyse zavallı kızcağız da böylelikle gerçekleri öğreniyor, ablası sandığı kişinin öz annesi olduğu, babası sandığı kişinin aslında hem babası hem dedesi olduğu.

adamı tutuklayıp ceza evine koyuyorlar..

bu bir çözüm değil tabiki..
bu son noktası olayın sadece.
adam açısından yalnızca.

peki kız?
peki o kızın annesi?
bütün bu olayları bilerek susan herkes?
babasının çocuğunu doğurduğunu bile bile o kadınla evlenip, yine de susan koca?
bunlara nolucak?

neden korkuyor bu kadınlar bu kadar çok tartışmasına girmicem kesinlikle, bu tür olayların arkaplanını gayet de güzel biliyoruz.
kendi kızının namusuna göz diken şerefsizin ruh halini de sorgulamıyorum.
tek sorgulamak istediğim şey: bu olayı bilip de susanlar?
onların bu durumdan ne çıkarları var, aile şereflerine laf gelmesin diye mi susuyolar?
akrabalık sadece biyolojik kan bağı hadisesi her türlü olaya göz yummak için geçerli bir neden mi?
cem garipoğlu olayındaki gibi, oğlu bir insanın böyle bir cinayet gerçekleştirdiğinde, sadece kendi aile çıkarlarını gözeterek susması ne kadar doğru?
ne kadar büyük bir iş adamı, ne kadar paran olursa olsun, bir ölüme göz yummak bu kadar kolay mı anlamıyorum?

insan aile fertlerinde kendini görüyor çoğu zaman,bu yüzden susuyor, şu genetik bağ olmasa inanın herkes birbirini öldürür dünyada,
içimizdeki kendine tapan o kocaman egolarımız olmasa, her durumda kendi çıkarını koruyan, dünya böyle yürümezdi buna inanıyorum.

gerçi kendi tecavüzcüsüyle evlendirme olayını ortaya atan da yine devletimizi idare eden süper zekaların bir çözümü değil mi?
bu durumda o yasa geçerli olsaydı nolucaktı?
bu kız babasıyla evlenecek ve kurtulucakmıydı?
babasıyla da evlenemezdi çünkü yasal değildi
aile içi cinsel suç mağdurlarına ne gibi bir çözümü olacaktı bu devletin
bu adalet sisteminin?

bilip bilmeden suçlar bir tavrım yok kesinlikle, zaten tam da bu işlerin ortasındaki kişilerdenim ben,
biliyorum işlerin nasıl yürüdüğünü,
aile içi cinsel suçlarda ceza arttırımı var,
ee nolucak müebbet verilse nolucak?
adamı 4 duvara hapsettiğinde ne çözülecek?
mağdura yönelik rehabilitasyon çalışması gerçekten yapılacak mı?
parasız pulsuz zavallı mağdurlar, devlet hastanesine gidip, ortalama 15dk lık görüşmelerle
eski ruh sağlıklarına kavuşabilecekler mi?
kaldı ki sağlık güvenceleri var mı o da belli değil..
kendi parasıyla gidip psikolojik tedavisini olabilecek mi?
parası yoksa, olamayacak zaten..

ortada tek bir suçlu da yok zaten, kimi suçlasan elinde kalır, dağılır.
ama biz biliyoruz ki, geçmişinde cinsel travma yaşayan kişilerin geleceklerinde suça özellikle de cinsel suç işlemeye daha yatkın oldukları.
zaten ne olması beklenir.
insan ailesinden gördükleriyle birey olur,
ortada bir aile yoksa bir birey de yoktur.

genelevde çalışan kadınlarla ilgili araştırmalar var, bir çoğunun geçmişinde tacize veya tecavüze uğradığı anlaşılıyor.

o hep dışladığımız kadınların, küçük gördüğümüz insanların vazgeçilemez kaderleri olarak kalmaya mahkum,
kadınlar genel evde çalışıyorlar, vesikalılar da ee, hiç birimi bu yoldan geri dönmek istemiyor,
sağlık kurumlarının bu kişilerin bulaşıcı hastalıklarının olup olmadığı denetlemekten başka görevleri yok mu?
patronlarının elinden kurtulmaya çalışırken ölen, gazetelerin 3. sayfalarında basit fahişe ölüm haberinden öteye gidemeyen bu ölümlerin araştırılmasını nasıl yapıyolar?

inanın ben bilmiyorum..
bilmek de istemiyorum.

cinselliğin bastırıldığı her toplumda karşılaşılan olaylar bunlar diyip, kültürel değerlerimize atıp da suçu kurtulmak olmaz.
bu kolaycılıktır,
şimdi zor olanı bu mağdurları tedavi etmektir,
kimsenin bu durumlara düşmemesi için önlemler almaktır.

susan da yapan kadar suçlu
ama bizim törelerimize göre konuşan suçlanıyor,
o kızda bir sorun var o kız kuyruk sallıyor ki babası tecavüz ediyor,
hemen başkasına kakalanıyor.
olay kapanıyor..

namus korunuyor ya bi şekilde ( buna korumak denirse, temizlemek denirse!)
gerisi boş ve hikaye.

namusu bacak arasında gören zihniyetin beynine tüküreyim ben
bilip de susanların,
susmalarını sağlayanların
tümüne
yazıklar olsun.

bu ruh hastası toplumda bu konuda ağzını açıp tek kelime söylemeyen herkese de lanet olsun.

bu kadar!

29 Ekim 2009 Perşembe

birisine


iğrenç aşk sözcükleri söylemek istiyorum, bugünkü modum buna çok uygun.

elinden zehir olsa içerim ama bana çay demle sevgilim demek istiyorum öncelikle.

bu şu demek oluyor ki, 1-0 yenik başladığım bu maçta, hakeme küfretmek serbest, hava yağmurlu değil ayrıca, işin teknik hadisleriyle ilgilenmiyorum, penaltısı, kafayla taça çıkanı ve ofsaytı senin sorunun, ben skorla ilgiliyim.

şimdi yağmur olunca haklısın, kaygan zemin olayı, düşüp kaymalar, kendini yaralamalar olası.
daha gel onu da en aza ingirelim.
sadece yuvarlayalım toptu, bir uçtan bir uca.

ama bana makarna yap sevgilim.
bak senin için modernize ettim sayfamı,
süsledim ve püsledim.

ama tobleronum bitti sevgilim.
maçı bitiren "düdük" çaldı nihayet
cuma iş çıkışıma gel sevgilim

orda burda beni kapattılar diyosun
kapatan sensin bilmiyosun
yüzüğü taktın mı bir kere
bundan kaçış yok biliyorsun

ama yağmur dindi sevgilim
hadi gel biz senle
cumartesi görüşelim

domuz gribi caizmidir diye sorma
kış moduna girdin korkma
göbek deliğinde pamuk üreten
bir tek sensin bunu unutma

kıroyum ama para bende
en kral menüyü yediririm 8 yeteleye
barbekü sosuyla dilim yanmaz
beni aramazsan bu iş olmaz

son aşk sözüm şudur sana
ona buna bakma gözün doysun
hemen girme havalara
döverim seni haberin olsun



25 Ekim 2009 Pazar

yine sosyal mesajım geldi!

sakin sakin oturuyordum ama elimde değil, sosyal mesaj veresim geldi yine:)

efendim, tv'de gezinirken, levent kırca'nın skeçlerinden birisine rastladım, muazzaz abacı'yı ele almış üstad, konuyu bilmediğim için de ya bu muazzez insanı neden kemancısını döverken yapmış ki diye geçirirken tam içimden, annem ve babam atıldı
" aa izledin mi gerçekten dövmüş " diye
yok artık canım dedim.
sağolsun google amcamız bu konuda tecrübeli şak diye çıkarttı karşıma videoyu,

pek saygıdeğer muazzez hanımcağız eğlenmeye gidiyor civanım isimli bara ve kendisini assolist ya sahneye davet ediyolar, kendi çapında soundcheck yapmaya başlıyor, terör estirme hikayesi burda başlıyor.
videoda zaten izlerseniz görürsünüz, "şş, susun, durun" diyenler var
çıt çıkmıyor efem ortamda
pür dikkat süper profesyonal bir şekilde çalışıyor hesapta kendisi.
neyse 2. denemesinde şarkıya girecek ama kemancı eşlik etmiyor,
sigarasını içiyor, hayır eşlik etmeye de mecbur mu ki?
sorun orda başlıyor,
kemancı kardeşimiz erdem şenyaylar, diyelim ki o şarkıyı bilmiyor, çalmak istemiyor vs.
ama biraz katılmak istiyor tabi kendi çapında
sonra muazzez hanımcığımız geliyor, "niye çalmıyorsun" diye çıkışıyor
tabi video da adamın ne cevap verdiği duyulmuyor, neyse tekrar bağırıyor,
tutuyor kemanın kenarında adama itiyor, çalsın diye
çalmıyor adam, zorla mı?
neyse
çalacaksın, eğer çalmıyorsan bundan utanmalısın,
çalmak zorundasın diye sahnede tartışma başlıyor,
ayakta duramayacak kadar sarhoş ve leş durumdaki muazzez en sonunda çıldırıyor.
sebebinin de şu olduğu yönünde dedikodular var
muazzez kemancıya "niye düzgün çalmıyosun?" dediğinde
kemancının cevabının " siz detone oluyosunuz" demiş olmasıymış
ben buna çok güldüm ve keyiflendim açıkçacı
helal olsun kardeşime, dürüstlüğüne
ama her dürüstlük gibi bunun da sonu hazin oldu
muazzez şööle okkalı bir geçirdi kemancı arkadaşa tokatı
sonrasını zaten belli.

çok içler acısı bir durum,
heralde sadece türkiyede olan bişeydir bu.
anladık assolistsin zırtsın pırtsın da bu ne cesaret hemşerim demezler mi?
sen bi kere kimsin de seninle çalışmayan bir müzisyene emredebilirsin?
hükmün yok bi kere, hadi diyelim oldu, tokatlamak da niye,
iğrenç bi şekilde içmişsin, insanlık yapıp seni sahneye çıkartmışlar, senin yaptığına bak
bi kere müzisyene saygın yok senin, ruhu varoş beyni züppe karı!

dünyaya solist olarak gelmek varmış
emret vur patakla
küfret
parasını az ver
adam yerine koyma

iyi de abicim siz kimsiniz ya
o enstrümanı çalanlar olmazsa siz nesiniz soruyorum
burnunuz neden bu kadar havada?

ama kemancı yine saygılı bi adammış ki, şööle en okkalısından botokslu suratına çakıp 2 tane dağıtmamış,
neyse olayların sonrasında, muazzez hanımcığımızın menajeri açıp özür dilemiş kemancının babasından,
kemancı insanevladı kardeşimiz de insanlığını gösterip şikayetçi olmayacağını söylemiş, affetmiş,
zaten başka ne yapsın, bu insanların arkalarında ne gibi insanların olduğu belli,
dava açsan elinde patlar, 2 kuruş para koparayım desen, çıkarlar magazinlere adamı 2 paralık ederler, haklıyken haksız duruma düşürürler itinayla, gerek yok demiştir,
aa bi yandan da reklamın iyisi kötüsü de olmaz dimi?
dayılık yapayım derken kendini rezil eden muazzez, kemancı kardeşin önünü açmıştır kanımca,
umarım da öyledir,

her çıkışın bir inişi var hayatta, bu da muazzez hanımın dibe vuruş sahnelerindendir.

zamanında burnu kaf dağına değenler unutuyor olsa da, hepimiz ölünce önce burunlarımız düşecek vücudumuzdan,

o yere göğe sığrıdamadımız kendimizden geriye kemikler kalacak,
en iyisi herkes akıllı olsun
adam olsun
hanfendi olsun.

yoksa böyle kapak olur işte,
muazzeze olduğu gibi
:))

(hey muazzez hanım, sana sesleniyorum, evinde otur, atkı falan ör kendine, bak kış da geliyor, üşürsün sonra, burnun üşür mazallah:))

(ha bir de kemanını kırmış kemancının, dileğim sana, o kemanın yayları var ya... )

23 Ekim 2009 Cuma

ölüm'ün anısına

toprağa karışmak önce..
sular sızarken bacak aralarından yeşermek..
budamak tüm dalları
kolları ve bacakları
önce ölmek
sonra dirilmek
yaşamın kaçınılmaz kabusu

bir ölüm sözcüğü dilinden döküldü kadının
ve diğer kadın buna şaşırdı
başka bir kadın "üzülme" dedi.

kadınlar konuştu..

ölüm suskundu zaten hep
sustu..

-ölmüş olana-

19 Ekim 2009 Pazartesi

öküzüm


dün yazdığım yazıdan dolayı ben bir
EŞŞEĞİM
ÖKÜZÜM ÖKÜZ :)

çok ayıp ettim,
seviyorum onu çok
zaten sevmediğimi de söylemedim ki :)
hayır sorarsanız bir öküz bir erkeği sevebilir mi?
sevebilirmiş:)
TERBİYESİZİM BEN
NANKÖRÜM
HEM ÖKÜZ HEM DE DÜDÜĞÜM
(bu kadar özeleştiri yeter!))))
-aykalpyu-
say me
me too:)))

14 Ekim 2009 Çarşamba

bugün yine hardcore çıkışlar yapasım var

hayır olsun

13 Ekim 2009 Salı

go home yankee

içimdeki asabi insan bu işle birlikte ortaya çıktı nihayet ve kendimi durdurmamıyorum.
belki de bu işlerin erkek işi olduğunu söylerken haklılardı ben bunu kabullenmek istemiyorum.
bana "siz anlamazsınız" derken karşımdkai tombul ve koca göbeklinin önce yanaklarına vurmak suretiyle dişlerini dağıttığımı ve sonrasında konuşurken hafif hafif sallanan göbeğine attığım tekmeyle bağırsaklarını patlattığımı hayal ediyorum.
belki de o bu kadar kötü değil ama ben fesatım.
olamaz mı?
olabilir elbet
veya çok sabırsızım
e iyi de sabırlı mı olmam lazım?
hayır elbette

neyse
benimle aynı ortamda nefes almasına da kılım bu sabah

aynı nefesi sevgilimden bile 2 kere soluyamazken, aynı odada dip dibe göt göte çaışmak beni deli ediyor!
ver ulan oksijenimi bana geri
defol git plazmalı odana, seyret haber bültenlerini ve işime karışma:)

go home yankee
go home!

2 ytl nin hesabını yapıp da, daha bunlar emekleme aşamaları diyip de
efendime sööliyim
osuruktan nem kapıp da
kalkıp karşımda kiralık araba için
2 bin ytl yi gözden çıkaran şuursuz zihniyete savaş açıyorum.
oyna benim felsefemdi savaşmayıp sevişecektik halbuki
ulan cinsellikten soğutursunuz siz adamı

offf off

bi sigara daha yakıp zehirliyim ortamı da rahatlıyım

hadi sevgiyle kalın:)

7 Ekim 2009 Çarşamba

bildirmece:)

işimdeyim gücümdeyim durumlarındayım, 1 senelik popo yaymadan sonra, şimdi nihayet kol gibi bir işim var, hem de en kan getirteninden.
amelespor durumları yani anlıycağınız.

ama neyse güzel hikayeler de biriktirdim, hem de çok saçma her biri

yakında ama çok yakında karşınızdayım:))


( özelden bir kaç mail aldım, birincisi kimseye bir kıllığım yoktur, özel bir amaçla yazmamazlık etmiyorum, ikincisi gerçekten sağlık problemleri sebebiyle buralarda yoktum, üçüncüsü o kendisini bilir okuyorsa, yazılan yorumlara karşı bir tepkim yok, isteyen istediğini yazabilir:) hatta memnun olurum)

sevgiler!