21 Ocak 2010 Perşembe

itirafname- korku










sarıldım battaniyeme,
filmden bir sahne gibi, çayımı alıp üzerime battaniyeme sarılıp balkondan dışarıyı seyrettim.
hayatım sana giden yolda bakarak, gözleyerek, bekleyerek geçiyor.
en önemlisi izleyerek.
yollar kattım kendime sana gelirken.
değiştim.

bugün tren istasyonunda otururken,
bir sigara yaktım
başımı öne eğdim,
önümden bir sürü ayak geçti
renkli renkli ayakkabılar
hızlı, telaşlı
yavaş, acelesiz adımlar gördüm.

yanımda bir teyze vardı, inatla rüzgarın ona doğru üflediği sigaramın dumanına küfretti içinden, bana baktı, inceledi bikaç saniye, eminim yakıştıramadı.
gençlik nereye gidiyor diye düşündü.
gençlik yanında oturuyordu, bekliyordu
aynı onun gibi.

torbasındaki dantelini çıkarttı, örmeye başladı.
hayatı unutmak istercesine ördü
ördü..

bir amca ayakta bekliyordu, elinde çantasıyla.
kime nereye gidiyordu?
yılların ölümlü ifadesini takınmış suratına
sadece raylara bakıyordu.
hiç gelmeyecekmiş gibi hissettiren sessiz raylara.

ben sigara içiyordum, ama hava o kadar soğuktu ki
ağzımdan çıkan duman yanıltıyordu sanki beni.
soğuğu içiyordum biraz da.
sigara bahanesiydi..

tren geldi.
itişerek girdik içeriye.
"önce inenlere izin verin" dedi birisi.
haklıydı bu en bilindik şeyi söylerken.
hep haklılardı.

ayakta mı durmalıydım
yoksa oturmalımıydım?

dikkat ettim, ağır eşyaları olmasına rağmen insanlar düz yolculuk etmeyi seviyordu.
ters gitmek midelerini bulandırıyordu.
oysa tersken ileriye gitmek zevkliydi bence.
tepetaklak uçmak gibi..

oturdum.
ağaçların yapraklarının yer yer treni okşayıp geçmesini izledim.
kaç defa gittim bu yolları?
kaç kez heyecanlandım sana ulaşmamın yüz görümlüğü olan bostancı durağına geldiğimde?
unuttum..

ben kasveti sevmem bilirsin.
yanıltmasın seni siyahı sevmem.

ben içimdeki çingene pembesini bile bilirim.

en takılmaz altın sarısını da.

neyse..

uyudun.
yattığım yerden dolabını inceledim.
yere düşmüş saç tellerine baktım,
kenarlarda birikmiş tozlara,
etrafa saçılmış pedallara
kablolara,
düşmüş bozuk paralara...

döndüm bi ara sana baktım,
ölü adam uyuyuşu
rüyadaydın belli ki
derin soluk alıp verişi
izledim..

çorbanı içişini izledim.
simitten bir parça koparışını.
sigarayı yakışını da..

çaldın dinledim.
çaldın izledim.
kıvrılmış baş parmağını sevdim uzaktan.
ne anlattın dinlemedim.

izlemek daha güzel geldi sanki.

dönüş yolunda
plakalar,
farklı farklı markaları olan arabalar,
çeşit çeşit renkte ve modelde
geçip gittiler yanımızdan
ben izlerken..

sonra
elimi tutuşunu izledim.
diğer elinle vitesi değiştirmeni.
cebindeki çakmağı aramanı.
bana bakmanı.
bakarkan ne hissettiğini bilmek istedim.

bazen beyninin içinde olmak istedim.
kuşbakışı herşeyi görebileceğim yerde.

seni kontrol eden merkezin ustasının yanında
bir stajyer gibi en aşağıdan başlayarak öğrenmek isterdim.
en ayıp olanından
en korktuklarından
en sakladıklarından.

sonra öpüşünü izledim.

gittim.
arkamı dönüp bakmadım.
gidişini izlemedim.

korkuyorum gitmelerden.

"ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır. ." Nietzsche

ne doğru söylemiş.
ölümden korkup da intihar edenler gibi.

ayrılıktan korkup da ayrılmak istemek gibi.
korkumdan yapıyorum çoğu şeyi belki de.

ayrılık bu yüzden bu kadar içimde.

ayrılmayı istediğim an bile
delice korkuyorum ben kaybetmekten.

benden yitip giden herşeyden korkuyorum.
bitmelerin tüm şekilleri ölümü anımsatıyor bana.

var mı bunun bir anlamı?
elbet vardır.

birgün düşeceğimden koktuğum için
her gece 5. katın balkonundan izliyorum aşağıyı.
acaba atlarmıyım bir delilik yapıp diye.
korkuyorum sonra.
kapıyorum aceleyle kapıyı.
yatıp yatağın içine dua ediyorum.

ben büyüdükçe küçülmüyor korkularım.

ekleniyor çoğalıyor sanki.

herşeyini izliyorum senin.
bir tek gidişini izleyemiyorum.
korkuyorum.
birgün gidişinin
geriş dönüşsüz olacağından.
belki..

7 yorum:

HermeS dedi ki...

Korkma korkma :) rahat oll...

absalom dedi ki...

şahaneydi...

blackinwhite dedi ki...

teşekkürler:)

sth dedi ki...

sen ne yaptın yaa:))!!??... nerenle nasıl yaptın:)

blackinwhite dedi ki...

hmm:) anlamadım, biraz açarmısın:P

sth dedi ki...

güzel olmuş:)

blackinwhite dedi ki...

:)