30 Nisan 2009 Perşembe


“bugün benim doğum günüm, kelimeler büyüyor ağzımda..”

gerçekten de öyle, henüz doğmadım, sabah 9 çocuğuyum ben.. Zeynep Kamil’de annesinin karnından bir neşter darbesiyle kopartılalı 25 sene olmuş. Kırmızı buruşuk ve çirkinmişim rivayetlere göre… ben uyurken üzerimde karafatmaların da gezindiğine dair söylemler var, ben aldırış etmiyorum.. neler oldu neler onca senede geyiklerine girmek istemiyorum. Yıldızların o anki konumlarından etkilenişim çok olsa gerek ki böyle duygusal geveze bir tip olmuşum..
ama bu kez herkesi şaşırtmak ve kısa kesmek istiyorumJ
hayatımda olan, çıkmış gibi görünen ama çıkmayan, yokmuş gibi görünen ama hep var olan, yanımda elimi tutan, sevgisini eksik etmeyen herkese teşekkürler…

3 yorum:

esat dedi ki...

Denizatı, yılan iğnesinin de dahil olduğu Syngnathidae familyasından Hippocampus cinsine ait olan balıklardır.

Denizatı türleri dünyadaki tüm canlılar içinde erkek hamileliğinin görüldüğü tek tür olarak bilinmektedirler.
Bazı deniz atı türleri kısmen saydamdır, bu yüzden akvaryumlarda orada olmalarına rağmen görünmezler ve resimlerde pek sık görülmezler.
Denizatları alışılmamış bir yolla ürerler: erkekleri hamile kalır. Çoğu denizatı türlerinin hamileliği yaklaşık olarak iki ile üç hafta arasından sürer. Bu davranışın yüzyıllar önce dişiyi korumak için erkeğin evrim geçirmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Çünkü doğumdan sonra yumurtaları taşıyan denizatı ölür.

Denizatı gerçek bir kamuflaj ustasıdır. Kuşkulandığı ya da kendisini tehlikede hissettiği anda, hemen çevrenin rengine bürünür ve bakıldığı zaman deniz çayırı ya da yosunlara benzer. Hatta pigme denizatı gibi birçoğu, gövde şeklini de değiştirerek, küçük çıkıntılar, düğmecikler üretip neredeyse bir mercana dönüşür.
Ancak denizatı, bu kamuflaj sanatını sadece gizlenmek amacıyla değil, aşk yaşamında da kullanır.

Erkek denizatı, aşık olduğu dişiye kur yaparken, neredeyse noktasına kadar aynı rengi ve deseni alabilir.
Erkek denizatında dişi tarafından bırakılan yumurtaları taşıdığı kuluçka kesesi bulunmaktadır. Çiftleşen çift kuyruklarını birbirlerine sararlar ve dişi uzun bir tüp olan ovipositoru erkeğin kesesine getirir. Yumurta tüpten yukarıya erkeğin kesesine ilerler ve burada erkek daha sonra yumurtaları döller. Embriyolar on gün ile altı hafta arasında gelişirler, bu süre türe ve su koşullarına bağlı olarak değişmektedir.
Erkek doğum yaparken, tüm bebek denizatları çıkana kadar kesesini sıkıp gevşeterek boşaltır. Doğum sürecinin bütünü o kadar acı verici ve yıpratıcı gelişir ki, babalar bitkin düşerek ölür.

blackinwhite dedi ki...

bu güzel bilgiler için teşekkür ederim:)))

lamassu dedi ki...

seni seviyorum.