31 Mayıs 2009 Pazar

sen ve ben


büyüyünce ne olacaksın derlerdi
bi bok olamadık tam olarak
ama öldükten sonra
hayalet olacağım
ahtım olsun!
jam buleria

bu keyfi yerine getirir:))
tam da düşünmekten kafayı yemişcesine oturup dururken,
ama hayatımda çok güzel olan olayları da göz ardı etmedim ben..
tıpki senin gibi..

1 cümlede özetlenecek geçmişe sahip insanlar, zavallılar, her iki yüzünü de gördüklerim.
kendilerini benim üzerimden olumlayan herkes..
çağırmadım sizi hayatıma, siz gelmek istediniz..
ihtiyacım yoktu size zaten..
hoşgeldiniz..
hoşgittiniz..

dün "babel" diye bi fil izledik, 2 bçk saat sürdü nerdeyse.
insanların yalnızlıklarını çok güzel anlatmış..

ipin ucunu bulduğunda gerisinin gelmesi için çok az çekmek gerektiğini biliyorum artık..
küçük olaylar büyük dersler verir.
herkes üzerine alınır da söyleyemez..
çünkü üzerlerine alındıkları kendi gerçekleridir bilirler..
bu yüzden yazarım ben..

arada kalmış gün

"ne kadar kasvetli bir gün" dedim
"arada kalmış bir gün bitanem.. alıştık güneşe.." dedi
öyleydi gerçekten de..
tanıdığım ve tanımadığım insanlarla hayatımın bölük pörçük parçalarını bu şekilde paylaşmak aslında hiç bana göre değildi.
kimilerinden istediğim ve benim için attıkları adımların bir gün gelip de
"bak senden ne kadar öndeyim, görüyormusun?"
demeleri ve benim o atılan adım için arkasından delicesine iteklemiş olmam ne değiştirir ki?
arada kalmış bir gün bu evet..
sevdiğim ve çok değer verdiğim 2-3 kişinin dışında, gerisini bir çuvala koyup da denize fırlatmak istiyorum..
arada kalmış bir gün, güneş nerde diye de sormuyorum.
o orda ben burda sıkılıyoruz bugün işte.
güneş de sıkılıyor..

otoparktaki arabaların saçmasapan park edişleri, akşamdan kalma izlenimi veriyor bana,
veya çok sevişmişliğin yorgunluğu..
telaşın artıkları..

bikaç şarkı etrafında dönüp duruyorum bugün..
içinde kendimden ve sevdiklerimden bişeyler koparabildiğim şarkıları..

"hadi gel, gezelim " dedi
"sen gel.." dedim..

giderdim de salatama çok soğan koymuştum
kokuyordum sanki..
dişlerimi fırçalamak da gözümde büyüdü..
arada kalmış bir gün ya
bende aralardayım..

30 Mayıs 2009 Cumartesi

hiç bir haklısın'a yer yok hayatımda..
önce kızgın değildim, üzgünmüydüm bilemem ama kızgın değildim.
en değer verdiğim kişiyi rüyamda nescafe içen bir mamuta dönüştürdüğümden beri, kendimi anlamaya çalışıyorum.
üstelik çıkarttığı sesten de uyanmışken..
konumuz bu değil, nefret ettiğimi düşündüğüm kişileri sevmeye başlamak, insanlardan soğurken tam da garip bir insan sevgisine bürünmek ne hoş ne acı.
az önce okuduğum bir yazının kahramanına karşı duyduğum bilinmez kızgınlık kendini hafifletti, başardı bunu..
artık kızgın değilim..
ufaldı içimde..
dizime yatırıp bir masal anlatabilirim başını severek..
o tekrar büyürmü bilmem, sadece filmlerde mi olur bu replikler?
neyse..
biliyorum herşey çok üstü kapalı ve anlaşılmaz..
tek tek ne isim vermek istiyorum ne de konuları açıkça anlatmak hislerimi dökerken bu milyonlarca blogdan bir tanesinde..
okuyan aklı kadar anlasın sadece bunu bekliyorum..
dün gece yürürken..
bize bakamaya doyamayan minicik ufacık bir kız çocuğu vardı, birbirimizi zor görecek bir mesafedeyken bile, el sallıyordu bize..
"çocuklar beni çok sever nedense " dedi.
"evet sever tabi" dedim
çünkü bende seviyordum.
o dışardan bakınca yıkılmaz duruşuna rağmen, eğilip bükebildiğini de görmek, hem de bunu insanca, dostça ve aşkla yapabildiğini görmek, nasıl güzeldi..
ben de o minik sarışın kız gibi, ne kadar uzaklaşsamda el salladım ona..

ama fikirler..
tüm anlattıklarımdan bağımsız zihnime çöreklenmiş fikirler..

fikrimden uzaklaşmak istesem de uzaklaşamıyorum.
herkesin elinde tuttuğuna inandığı sihirli değnekle, toz pembe bulutlar saçabileceğine inanması gerçeğine deliriyorum.
herkesin bir zamanlar o el sallayan küçük kız olduğunu bilmek, bu gerçekleri bir tek benim içimde değiştiriyor..

ama konumuz bu da değildi ya neyse...
itafen anlamlardan sıkılarak ve güzel başlayıp saçma giden tekrar güzelleşip yine saçmalaşan tüm anılarım için, onlara saygımdan, üzerlerine tek kelime söyletmemek için kaldırdım yorumları..
insan yanı eksik kalan, hardal kösele ayakkabılarının sivri burunları göstere göstere bana bakan tüm 10 cm fazlalıklı turuncu sakallı erkeklere uzun bir sktr çekiyorum, hem de içimden değil bayağa bayağa dışımdan..
biber gazım da güvencem hem de o da çaktıra çaktıra..
hiç değil çaktırmadan..
iki insanın gelebileceği en yakın mesafeden bakınca sana gözlerinin içindeki benekleri görebiliyorum, hatta lensine yapışmış toz zerreciklerini de..

içime de girmek istiyorum.
ve orda uyumak..
evet haklıydın 2 ay geriye attın kendini derken..
ama korkma geçti hepsi..
şimdi 2 ay ilerdeyim..

bunları yazarken de..
gülümsüyorum..
tıpkı sana gülümsediğim gibi..
ben miyoptum
sen hipermetrop
buydu
tek gerçek

27 Mayıs 2009 Çarşamba

gerçekleri duyunca susar insan.
hazmetmek ister
bazıları da hiç konuşmaz.
ta ki dışkılayana kadar
hazmettiklerini..

öyle işte.

24 Mayıs 2009 Pazar

şemsiye

an itibariyle gerçekleşmiş diyalog

bla bla bla..
..........
K.K.-neyse g.te giren şemsiye açılmaz
B.N.-açılmasın zaten
açılırsa g.t mü kalır
K.K.- bunu da yazıcam blogda
B.N.-ahsuhaushuahs deli ya

yazarım, yazdım ve yazıcam..