9 Eylül 2009 Çarşamba

pamuk

yağmur yağsın dedim ama bu kadar da değil
eşşeğin kulağına su kaçıran cinsten oldu bu yağmur.
"ya hep ya hiç"ci bünye aslında bundan içten içe zevk alsada, şu toplumsal düşünen gözlükler yapışınca bir kere çelişkiler huzursuz ediyor içimi.
su yok dediler, yağmur yağmıyor dediler, suya zam yapıldı bu yüzden. şimdi şakır şakır yağıyor evet, aklıma enstitüde ders dinlerken bir cerrah arkadaşın kulağıma eğilip de bir yağmurlu kış gününde " ya bir şarkı var yağmur yağıyo şakur şukur diyip duruyo lan" dediği günü anımsadım.
sevmemiştim o şarkıyı, ne biliyim işte ısınamamıştım bi kere.
ama hayat bu işte büyük konuşmamak lazım, alır 5 kardeşini suratına öyle bir koyar ki ne olduğunu şaşırırsın.
birgün gelir beki de o şarkıyı başka türlü hislerle dinlemek nasip olur benim gibi büyük laf eden insancıklara.
şarkının girişi fena değildi, ama o da bir yere kadar, ilk 24 saniye için tüm şarkıyı dinlemeyi istemek de mantıksızdı. herneyse...

şimdi yağmur feci yağdı gerçekten, tüm marmara bölgesini esir aldı, kaybolanlar var, sevdiklerini kaybeden insanlar var şu sıralar, buna ağlayan ve kahrolan.
şimdi benim içimdeki delice kudurmuş bir köpek gibi yağmur yağsın duam bende vicdan azabı yarattı.

bir yandan da suya yapılan zamlar belki geri alınır, ne de olsa su var artık diyorum, rahatlatmaya çalışarak kendimi..

bir de pamuğa üzüldüm çok. güzel beyaz kedi, hem oyuncu hem obur..

zehirlenmiş sanırım dedi veteriner.

gözlerini tek bir noktaya dikmiş, kıpırtısız yatıyordu, "durumu kötü" dediler..
"yapılacak herşeyi yapıyoruz zaten" dediler.

serum takmak için zavallı patisinden bir iğneyle içine girdiler onun, kan bile gelmedi, nabzı düşüktü..
canının acıdığına dair bir belirti de göstermedi..
sesi soluğu çıkmadı.
ne düşünüyordu tam o esnada, ona yardım ettiğimizin farkındamıydı?
eminim farkındaydı..

ama gece olup da yalnız kalınca belki düşünmüştür, annesini kardeşlerini, ağaç dallarıyla oynamasını, o eski püskü arabasının içinde geçen bebekliğini belki de..
biz yoktuk yanında, yalnız ölmek nasıl bir duygu bilmiyorum.
ölümden çok ölümün yalnızlığından korkuyorum.

dışarda deli gibi yağmur yağarken, o zehirlendiği için buna bağlı ishal ve su kaybından öldü..

dışarda deli gibi yağmur varken, o suya muhtaçtı..

gece sevgilijmin aldığı kitabın bir çırpıda 200 sayfasını okuduktan sonra, yatağa uzanıp da uykuya dalacakken gelen o sarsıcı huzursuzluk..
pamuk'un acısını paylaşan.

sesini duydum, iyiydi, evdeydi, sağlıklıydı o.

tekrar yattım...

gece gökyüzüne patlayan kocaman havai fişekleri gibi şimşekler ve gökgürültüsünün sesiyle uyandım.

çok üzülmüşüm demekki, aklıma yine pamuk geldi.. o da sıçramışmıdır yattığı yerde, ilk kez bu kadar gökgürültüsü oldu o doğduğundan beri, belki korkmuştur çok, belki de çoktan ölmüştür işte..

düşünmemeye çalıştım, kalktım bir sigara yaktım..

bende zehirledim kendimi ve yattım...
okuduğum kitaptaki gibi bir seri katille uğraşıp durdum rüyamda, uyandım ama bela gibi her seferinde rüyayı görmeye devam ettim..

sabah oldu..
telefona sarıldım..

işte günün en üzücü haberi..

pamuk ölmüş..
bir yağmurlu gecede
o suya hasretken..

allah rahmet eylesin..
ne güzel miyav derdi...
pamuk..

4 yorum:

sth dedi ki...

:(( yağmurları da mı sevemicez!

blackinwhite dedi ki...

sevicez ama bu sefer değil, korkak ağlar gibi yağdığında belki de severiz.

Eva Führer dedi ki...

kedi cennetinde benim Mavi'yle oynuyorlardır belki, orda hava güneşlidir, keyifleri yerindedir, süt de vermiştir melekler, ne biliosun müneccim misin:)

Suyun gücü belki ateşten de fazla.

blackinwhite dedi ki...

evet doğru söylüyorsun, senin "mavi" ve bizim maviş, pamuk, çapak, benim karakedim, canım kızım güçlü..
hepsi birlikte bir top yumağının peşinden koşuyordur umarım..

ve su ateşi söndürür!