hep inanmak istediklerime inandığım yalancı bir dünyada yaşıyorum. zoru sevmediğimden de değil birazcık gülümseyebilmek uğruna.
neden hep ait olmayı hayal ettim?
yüzümü çevirdiğim onca sevgiye değermiydi bana yüzünü çevirenlere giderken?
özel olanlar bendedir, gitmezler biliyorum
git diyince de gitmezler..
ağlamak da istemezdim bugün
ama
bugün de ağladım...
23 Mart 2009 Pazartesi
22 Mart 2009 Pazar
3 nokta
iki virgül bir nokta eder bende...
topladıkça üç noktalar çoğaldı...
nereye koymak istersen cümlelerinde oraya koy....
topladıkça üç noktalar çoğaldı...
nereye koymak istersen cümlelerinde oraya koy....
21 Mart 2009 Cumartesi
pas
oynuyorum..
gidiyorum..
yol alırken bir bilet de sanayken yan koltukta
ağrıyan bir boğazın yutkunma çabasıyken bu aşk
ve bir huzuru ikiye bölüp de paylaşmışken
utançlarım korkularına emanetti..
şimdi korkuyorum..
benim emanetim de senin utancın olsun
bu çıkmaza girmiş yolda..
pas..
artık oynamıyorum...

hayat var etti bizi..
ama...
değişim sende değildi..
mutasyona uğramış duygularımdaydı benim ...
nesillerime aktardım herşeyimi
içimdeki senlerle,
bedenimde bir yerlerde kavuşsunlar diye..
tüm hastalıklı tutkularımı dilimden tenine bıraktım..
gecenin lacivertinde..
değişim başlarken..
değişen sen değildin..
mutasyona uğramış duygularımdı benim
sevgi tutkunun kölesiyken
ne kadar ıslaksa o kadar aşıktım...
hey öbür yanım,
tenindeki duadır inandığım
cenneti cehennemi dudaklarında gördüğüm adam!
sanadır yalnızlığım...
sanadır yalnızlığım...
16 Mart 2009 Pazartesi
vardın sen.
dokunmadığın tüm yaralarım adına minnettarım sana..
acıtıyor gibi yaparken en çok aslında hiç acımamışken,
bir insanın gözlerinde görebilecek en sevgi dolu pişmanlığı gösterdin.
vardın sen, varlığını kanıtlarcasına sokuldun yanıma,
en çok belki de çenemin kenarından tutup da yüzümü çevirmendi sevgi denen..
ruhlar da sevişirdi severken, en çok benim için sevişmek isterken.
"herşeye rağmen sevgi"ydi, hikayelerdeki gibi önce kendimiz doymak için değil de birbirimizi beslerken..
ve yine dün aşık oldum sana.
çünkü sen her zaman ayağa kalkıp da elini uzatırdın bana sarılmaya doğru giden yolda..
ne çok isterdin bilirim ilk adımı ben atsaydım keşke diye
elimi uzattığımda sana hiç tereddütsüz tuttun, sıcaktın..
bugün biraz melankolik ve biraz aşk-kolik
biraz da hırçındı dünya
çok küfrettim bugün
ama tek seni sevdim bugün
çünkü sen vardın..
acıtıyor gibi yaparken en çok aslında hiç acımamışken,
bir insanın gözlerinde görebilecek en sevgi dolu pişmanlığı gösterdin.
vardın sen, varlığını kanıtlarcasına sokuldun yanıma,
en çok belki de çenemin kenarından tutup da yüzümü çevirmendi sevgi denen..
ruhlar da sevişirdi severken, en çok benim için sevişmek isterken.
"herşeye rağmen sevgi"ydi, hikayelerdeki gibi önce kendimiz doymak için değil de birbirimizi beslerken..
ve yine dün aşık oldum sana.
çünkü sen her zaman ayağa kalkıp da elini uzatırdın bana sarılmaya doğru giden yolda..
ne çok isterdin bilirim ilk adımı ben atsaydım keşke diye
elimi uzattığımda sana hiç tereddütsüz tuttun, sıcaktın..
bugün biraz melankolik ve biraz aşk-kolik
biraz da hırçındı dünya
çok küfrettim bugün
ama tek seni sevdim bugün
çünkü sen vardın..
24 Şubat 2009 Salı
ya sayfalar biterse, kalem bitmeden önce?
kaleminden önce silgin bitiyorsa bir yerde bi yanlışlık vardır gibi bir laf vardır ya, tam olarak hatırlayamıyorum lafın orjinalini ama gerçekliğini biliyorum. hep başladığım ama asla sonunu getiremediğim hikayeler var, herkesin uyuduğumu sandığı zamanlarda uyanıklığımın eseri hikayeler. aslında hayal ürünü bile olsalar sonunu getiremiyorum, ne kadar pamuk ipliğine bağlı hayallermiş meğerse, silip atıyorum bir anda, geri dönmüyorum ve geri dönmek istemiyorum. kibritçi kızın hikayesinden gelen bir sevgimidir bilmiyorum ama seviyorum kibritleri, önüme bir kutu alıp hepsini teker teker yakıyorum, kibrit tamamen bitene kadar parmağımın ucu yanana kadar, defalarca tekrarlıyorum. kokusu da ayrı güzel.. burnumu yaksada çekiyorum içime..
hep salakmıydı karşımdaki de aklından sıkılıp uzaklaştığım, benmiydim eksik olan fazla sanarken kendimi yoksa...
kabuğum ekşidir diye soyunup da çıkıyorum karşısına, özümü sunuyorum, tadına bakılmadan kuruyarak, bir portakalın hazin sonu gibi yalnızlığım..
anlamak için merak ettiğimde ayrıntıcı, kırıldığımda alıngan olmak ne acı..
ve şimdi hayata gel de boşverme..
hayatın küçük mucizeleri, yanıp sönerken etrafımızda, bir nefesle söndürülürken, ışıksız kalmak uğruna, mecburiyetten bıraktığım bir el, hem de sıcacık, benim ellerimden de büyük, o kaba erkeksi ellerimden de büyük, omzumdan çekip sertçe çevirse yüzümü keşke..
yüzüm yüze değse..
üzülmeyeceğine söz ver dese..
HER KİMSE O
neyse..
hep salakmıydı karşımdaki de aklından sıkılıp uzaklaştığım, benmiydim eksik olan fazla sanarken kendimi yoksa...
kabuğum ekşidir diye soyunup da çıkıyorum karşısına, özümü sunuyorum, tadına bakılmadan kuruyarak, bir portakalın hazin sonu gibi yalnızlığım..
anlamak için merak ettiğimde ayrıntıcı, kırıldığımda alıngan olmak ne acı..
ve şimdi hayata gel de boşverme..
hayatın küçük mucizeleri, yanıp sönerken etrafımızda, bir nefesle söndürülürken, ışıksız kalmak uğruna, mecburiyetten bıraktığım bir el, hem de sıcacık, benim ellerimden de büyük, o kaba erkeksi ellerimden de büyük, omzumdan çekip sertçe çevirse yüzümü keşke..
yüzüm yüze değse..
üzülmeyeceğine söz ver dese..
HER KİMSE O
neyse..
18 Şubat 2009 Çarşamba
isyan
değmiyormuş gerçekten, ne kadar çaba sarfetsem de..
ölemedim yine bu aralar
gülen yüzüm buruşuyor..
ben yaşlanıyorum...
ve tek isyanım ve inadım
sana...
ölemedim yine bu aralar
gülen yüzüm buruşuyor..
ben yaşlanıyorum...
ve tek isyanım ve inadım
sana...
15 Şubat 2009 Pazar
kurtar beni

Ağlamıyordum uzun zamandır, tek damla akıtamamıştım.. biriktirmişim içimde hep.. ben mutluyum sanmışım ağlamadım diye..
Değersizim çok biliyorum, işte bu yüzden nefret ediyorum kendimden..
Duvara çarpıp dönüyorum, sonra tekrar, sonra tekrar..
Dost sohbetlerinde dinlemez oldum hiç bir şeyi,
Sevdiklerimden gözlerimi kaçırır oldum..
Birkaç kelimeyle baş başa bırakıldım hep, okunmadılar, yazılmadılar..
Fazla iyi olma demişler hayatta kaybedersin.. kaybediliyor evet. Hani bir laf vardır 3 kuruşluk insana 5 kuruşluk değer verirsin o gider kalan 2 kuruşla seni satar diye. Hayatta hep yanlış anlaşılmış olmanın, terkedilmiş olmanın acısını yaşadım içimde. Olduğum gibi olduğumda prim etmiyordu çünkü, belki de fazla korkutucuydum o zaman. Fazla uzaktım bilmiyorum.
En çok duyduğum laftı dengesiz olmak. Kendi içimdeki iktidar mücadelesinde kaybolmuşken başkalarına karşı iktidarsızdım evet. Yeter artık diyip çekip gittim çok. Kaybettim hep, kaybettirdim..
Giden değildi kalandı terk eden,
Ben terkedilmişken, terk edendim..
Arkasına saklanabileceğim tek yalanımdı bu..
Beni benle yalnız bırakmasınlar diye..
Sonra..
Kazanmak için beni geri döndü hepsi..
Ben çoktan başka yerdeydim artık..
Aynı şehrin içindeki sayısız kalp kırığım vardı benim..
Başka şehirlerde bıraktığım hayatlar vardı..
Benim sevgimi kaybedince hepsi, benden önce bıraktılar beni..
Ben kendime rağmen direniyordum.
Sonunda kocaman yalnızlık geldi..
Özümdeki yalnızlığı susturmak için,
Kendi sesimden korktuğum için, mesela birgün bir başkasının sesini duymak için
Sarhoş gecelerim oldu, içip içip güldüğüm, saçmalayarak gizlediğim kendimi..
Bahanelerim çoktu kaçıp gitmek için..
Kaçıp gitmeyi de başardım, daha çok dengesiz oldum insanların gözünde.
Belki de sarılıp uymaktı tek derdim, anlatamadım..
İç içe geçmiş aynalar gibiydi, sonsuza uzanan, gittikçe ufalan..
İtiraf ediyorum, korkuyorum ben..
Bir gün bir ameliyat masasında ölmek gibi hayallerim var.
Kendi ölümümün suçunu da üzerime almaktan korkuyorum.
Veya bineceğim trenin raylardan çıkması gibi..
Ani bir sancıyla kalbimin atmaktan vazgeçmesi gibi..
Ölümün en güzel yanının bir daha ölüm olmaması, bunu biliyor olmak azalttı kaygılarımı belki..
Sevilmediğimi öğrenmenin, sevilmediğimi zannetmekten daha kolay olması gibi,
Bin kere değil bir kere ölmek istiyorum ben..
Bin kere değil bir kere sevilmek istiyorum ben..
Hep kaybedilince anlaşıldı değerim
Yeter artık! Kaybetmeyin beni!
Bir kere de gerçekten tutun elimden!
Herkesten ve her şeyden uzağa
Bir daha geri dönmemek üzere yola çıkmadan
Kurtar beni…
Değersizim çok biliyorum, işte bu yüzden nefret ediyorum kendimden..
Duvara çarpıp dönüyorum, sonra tekrar, sonra tekrar..
Dost sohbetlerinde dinlemez oldum hiç bir şeyi,
Sevdiklerimden gözlerimi kaçırır oldum..
Birkaç kelimeyle baş başa bırakıldım hep, okunmadılar, yazılmadılar..
Fazla iyi olma demişler hayatta kaybedersin.. kaybediliyor evet. Hani bir laf vardır 3 kuruşluk insana 5 kuruşluk değer verirsin o gider kalan 2 kuruşla seni satar diye. Hayatta hep yanlış anlaşılmış olmanın, terkedilmiş olmanın acısını yaşadım içimde. Olduğum gibi olduğumda prim etmiyordu çünkü, belki de fazla korkutucuydum o zaman. Fazla uzaktım bilmiyorum.
En çok duyduğum laftı dengesiz olmak. Kendi içimdeki iktidar mücadelesinde kaybolmuşken başkalarına karşı iktidarsızdım evet. Yeter artık diyip çekip gittim çok. Kaybettim hep, kaybettirdim..
Giden değildi kalandı terk eden,
Ben terkedilmişken, terk edendim..
Arkasına saklanabileceğim tek yalanımdı bu..
Beni benle yalnız bırakmasınlar diye..
Sonra..
Kazanmak için beni geri döndü hepsi..
Ben çoktan başka yerdeydim artık..
Aynı şehrin içindeki sayısız kalp kırığım vardı benim..
Başka şehirlerde bıraktığım hayatlar vardı..
Benim sevgimi kaybedince hepsi, benden önce bıraktılar beni..
Ben kendime rağmen direniyordum.
Sonunda kocaman yalnızlık geldi..
Özümdeki yalnızlığı susturmak için,
Kendi sesimden korktuğum için, mesela birgün bir başkasının sesini duymak için
Sarhoş gecelerim oldu, içip içip güldüğüm, saçmalayarak gizlediğim kendimi..
Bahanelerim çoktu kaçıp gitmek için..
Kaçıp gitmeyi de başardım, daha çok dengesiz oldum insanların gözünde.
Belki de sarılıp uymaktı tek derdim, anlatamadım..
İç içe geçmiş aynalar gibiydi, sonsuza uzanan, gittikçe ufalan..
İtiraf ediyorum, korkuyorum ben..
Bir gün bir ameliyat masasında ölmek gibi hayallerim var.
Kendi ölümümün suçunu da üzerime almaktan korkuyorum.
Veya bineceğim trenin raylardan çıkması gibi..
Ani bir sancıyla kalbimin atmaktan vazgeçmesi gibi..
Ölümün en güzel yanının bir daha ölüm olmaması, bunu biliyor olmak azalttı kaygılarımı belki..
Sevilmediğimi öğrenmenin, sevilmediğimi zannetmekten daha kolay olması gibi,
Bin kere değil bir kere ölmek istiyorum ben..
Bin kere değil bir kere sevilmek istiyorum ben..
Hep kaybedilince anlaşıldı değerim
Yeter artık! Kaybetmeyin beni!
Bir kere de gerçekten tutun elimden!
Herkesten ve her şeyden uzağa
Bir daha geri dönmemek üzere yola çıkmadan
Kurtar beni…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



